korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağu 2016

Enerji Oyunları - Korku

Video açılmıyorsa tıklayın: https://youtu.be/DuGC_fcdsIM

Korkulu günler bir türlü geride kalamıyorken bu videoyu çekip anlatmak istedim ancak hala doğru bir fikir mi bilmiyorum çünkü toplumsal korku nedeni ile ciddi bir algı kapanması var insanlar arasında. Herkes herkesi yanlış anlıyor, yargılıyor, eleştiriyor, şikayet ediyor, kabalaşıyor, öfkeleniyor...vs Bir başka etki de konuşup dururken birden düşüncelerinizin kesilmesi. Yani korku ile birlikte nöronlar arasında bir iletişimsizlik olduğunu düşünüyorum. Yakınımdaki herkes ani unutkanlıktan şikayetçi bu günlerde.
Bunca karmaşık enerjinin arasında bildiğim neredeyse bütün meditatif teknikleri anlattım bu videoda ama yapan olur mu bilmem. Bu günlerde korku ile ilgili alınan terapi sayısı arttı ve genelde hepsi tek bir şey söyleyip duruyor danışanlarımdan: "Anlamsız, hayat anlamsız!"
Korku ile mutluluk yok olunca hayatın da bir anlamı kalmıyor ancak unutmayalım ki sadece hislerimiz değil düşüncelerimiz de çevremiz tarafından algılanıyor. Yani sadece korku hissini değil aklınızdan geçen her düşünce kopyalanıyor şu anda çünkü korku ile zihin devreden çıkınca insanlar bedenlerini bilinç altlarına teslim ediyor ve artık bilinç altı sadece algıladığı her şeyi düz ara kayıt etmeye başlıyor. Bildiğiniz çocuk beyni nasıl ki sünger gibi her şeyi çeker ve öğrenir, aynısı sürekli korkuya maruz kalanların bilinç altına da oluyor işte. Bu büyük bir tehlike ancak videoda tavsiye ettiğim minik tavsiyelerle artık toparlanma sağlayabilirsiniz. Artık diyorum, çünkü asıl korku anından hemen sonra tek yapabileceğiniz sadece nefes almak ve su içebilmekken sürekli korkuda zaman geçtikçe yavaş yavaş zihin devreye girmeye başlar ve artık daha bilinçli bir şekilde kendinize yardımcı olabilir konuma gelmiştir bedenimiz.
Meditatif tekniklere alışık olmayanlar denemek istemiyor ve saçma buluyor ancak tavsiyem bunu da evde huzurlu ortamda beyniniz theta ya da alfa frekansındayken uygulamanız. Bu seviyelere beyninizi düşürebilmek için 15dk boyunca gözlerinizi kapatın ve derin holistik nefesler alın. Sonrasında meditasyonlara geçebilirsiniz.
Daha kolay yöntem ise elbette terapilerle bilinç altını programlamak oluyor. Korkuyu kendinize hangi inanç ya da kalıplarla buldunuz bunu bulmalısınız. Bilinç altınızda bu konuda tarama yapmak için KÖK İNANÇLAR isimli iskelet videomu tavsiye ederim. İskelet diyorum çünkü orada önerdiğim teknikle her ama her konuda bilinç altında sorgulama yapabilirsiniz.
Korku ile ilgili inanç kalıplarınızı ise KAS TESTİ isimli videomla bilinç altınıza sorun. Videoda anlattığım soru ile başlayabilirsiniz:
1- Korkuyu seviyorum
2- Yaşamaktan korkuyorum
3- Ölmekten korkuyorum
gibi aklınıza gelen sorularla devam edin. Bilinç altınızın vereceği cevaplara bakarak kendinize mevcut korkunç durumu neden çektiğinizi bulabilirsiniz.
Ölüm korkusu en temel korkulardandır ancak buna ek olarak onun da altında bir takım dini korkular vardır. Cehennem korkusu, arafta kalma korkusu, karanlık korkusu, yalnızlık korkusu...vs
Bilinç altı bazen ölüm ve karanlık korkularını ya da yalnızlık ve ölümü eşleştirebiliyor, hatta üç korkuyu kavram olarak aynı saydığını da buldum terapilerimde. Bu ikisini ayırd edemiyor gibi düşünebilirsiniz. Bu durumda terapide öncelikle korkuların farkını bilinç altına yüklüyorum sonra da inanç değişikliklerini doğru inançları yanlışların yerine koyarak yapıyorum zaten standart olarak yaptığım gibi.
Şimdilik korkuya dair anlatmak istediklerim ve paylaşacaklarım bu kadar. Dilerim yararlı olur ve şu günlerde hepimiz merkezlenebiliriz. Hepimiz için güzel, güneşli, huzur ve barış dolu günler dilerim.

1 Tem 2016

Enerji Oyunları - Acı

Video açılmıyorsa buraya tıklayın: https://youtu.be/HR9CaJt3Od4

Sık sık acılar çeken bir ülkedeyiz. Acılar tam geçerken yeniden patlıyor bir yerlerden kan revan... Çünkü artık ne zaman acıyacak diye beklemeye başlamış gibiyiz. Artık acısız bir hayatın imkansız olduğunu düşündüğümüz bir noktadayız. Tam da bu yüzden bu videoyu çektim bu gün. Nasıl da içimizdeki korku dolu beklentileri gerçeğe, maddeye, realiteye döktüğümüzü anlatmaya çalıştım.

Çekim yasası diyor ki: Neyi hissedersen onu çekersin! (https://www.youtube.com/watch?v=Amg4aCIYE74 )
Odaklanmanın gücüne göre: Odak noktan neyse onu büyütürsün! (https://www.youtube.com/watch?v=fsiBKWquA7s)
Dualite: Hangi taraftaysan o taraftakiler seni sarar! (https://www.youtube.com/watch?v=5shcutLXBcM)
Aynalama: içindekiler dışına yansır! (https://www.youtube.com/watch?v=KNoS-tEIqNE)
Sebep sonuç yasası: Kalbine ne ektiysen, gerçeğinde onu biçersin! (https://www.youtube.com/watch?v=ZKCi9y5vYq4)

Çektiğim tüm videoların anlamlarını birleştirdiğimde hep aynı şeyi farklı kelimelerle söylediğimi buluyorum. Tek bir gerçeğe çıkıyor yol o da içimizden geçirdiğimiz her hissi ve kelimeyi kontrol etmek zorunda olduğumuz gerçeği.
Ancak iş acıya gelince önce onun dibine çöken, tortulaşan korkuları bulmaya çalışmalı. Her acı aslında gerçeğe dönüşen korkularımıza işaret eder. Artık korku ile yüzyüzeyizdir çünkü somutlaşmıştır. O zaman korkuları fark edersek onları bilinç altından kaldırabiliriz, bu hakkımız doğar. En azından bu mümkün bu zamanlarda. Öte yandan acı dolu olayı artık yarattığımızdan ilk yapmamız gereken ağlayıp acıları göz yaşı ile dökmektir.
Acılar hissedilir. Başka birini acı çekerken gördüğünüzde genelde hissederseniz. Hatta toplumsal acılarda, kilometrelerce ötede bir şehirde bir bomba patlasa da onun acısını bulunduğunuz yerden hissetmeniz mümkün hem de hiç haberleri izlemeden. Biz insanlar aslında sandığımızdan çok daha hassas varlıklarız. O kadar ki bu hassasiyet genelde bizlere hastalıklar olarak dönmekte. Fiziksel ya da psikolojik her hastalık bilinç altında uyuyan kök inançlara işaret veriyor ve malesef bazen o kökler karşımıza sarmaşık duvarlar örmeden onları göremiyoruz. O acılarla yüzyüze gelmemek için sigara, uyuşturucu, sakinleştirici, alkol gibi yöntemlerle bastırmaya çalışıyoruz acıları. Oysa her bir acı daha büyüğünü doğuruyor sebep olduğu kökleri çıkarmadıkça.
İnsanın bu denli hassas bir varlık olduğunu görünce hayatın yaratım terazisinin ne denli hassas olduğunu hissediyorum. O kadar hassas ki çekim yasası için bir gram umut bir gram korkuya kafa tutabiliyor ama çoğunluğun düşündüğü ve hissettiği kazanır toplumsal olaylarda. Ne kadar demokratikmiş doğa yasaları, ülkenin demokrasi anlayışından ne kadar uzak. Oysa bize kalsa biraz fazla torpili olanın dileği gerçekleşirdi öyle değil mi? Malesef yaradanın yasaları, ayakkabı kutuları içindeki paraya bakmıyor. Onlar sadece içimizdeki hislere, bilinç altımızdaki kayıtlara ve zihnimizdeki düşüncelerin senkronizasyonuna bakıyor. Hatta işin içinde bir de ruhumuzun yaşam görevi var ki onu hala hiç bir konuya dahil bile etmedim çünkü önce içimizdeki sorunları halletmeliyiz. Sonra zaten ruhumuz bizi gitmemiz gereken yere götürür...
Şimdi acıyı bastırmayı bırakın da oturup onunla muhasebe defterinizi çıkarın. Bakalım hangi gizli hesaplardaki korkular size / bize bu acıları getirdi?