24 Haz 2016

Enerji Oyunları - DNA Aktivasyonu


Beyinde yer alan, minik bir kozalağı andıran, pineal bezin ana hücre DNA'sının aktive olması ile doğmadan önce bildiklerinizin bir kısmını hatırlayıp hayatınıza engel olan o en derin kodlara ulaşabiliyoruz. DNA'daki yazılımda genetik kayıtların yanısıra kişinin aile geçmişi ya da geçmiş hayatları, hatta yaşam formunda olmayan geçmiş yaşamları, belki de benim gibi, Dünya'ya ait olmayan formlarının bile kayıtları vardır. Durun durun şunu teker teker söyleyeyim.
Yani diyorum ki içinizde sürüp giden yalnızlık hissi belki de insan olmadan önce bir yıldız ya da denizin dibince bir kum tanesi olduğunuzdandı, kim bilir. Aslında mümkün değil gibi görünse de ben terapilerimde bizzat bunları danışanlarımda görüyorum. İnsanları tanıdıkça onları daha çok seviyor ve daha da çok anlıyorum. Dahası artık deniz kenarındaki bir kum tanesi ya da bir yıldız benim için daha da özel oldular. Ne de olsa bir gün karşıma arkadaşım olarak çıkabilirler. Yine de böyle örnekler terapilerimde henüz çok fazla değil ancak bunlara raslamış olmak benim için mucize çünkü okuduğum kitaplarda (özellikle Dolores Cannon'un kitaplarında) bunlar anlatılıyordu. Dolores bir psikologdu ve ben hep yanına terapiye gelenlerin kafayı çizmiş olduklarını ve bu kitapların deli saçması olduğunu düşünüyordum. Ta ki bir gün ben geçmiş hayatlarımdan bazılarını görüp hatta insan olmadan önceki formumla bir rüyamda yüzleşene kadar.
Benim durumum terapi yaptığım kişilerden biraz farklıydı. Ben bu hatırlamaları bir terapistim olmadığından delta frekansında yapıyordum. Yatmadan önce sorularımı sorup rüyamda cevapları hatırlamaya bilincimi programlıyordum hala da yapıyorum. Bu öğrenilebilen bişey. Kolaylıkla uygulayabilirsiniz. Terapi yaptığım kişilerse theta frekansında bunları hatırlıyorlar. Yani uyumadan. Durum daha da ilginç hale geliyor bence. Yani insan artık kendi bilincini ya da başkasının bilincini uyumadan programlayabiliyor. Bu yaşadığım şey bana olağanüstü geliyor. Müthiş bir his bunun olabilirliğini bilmek.
Her şeyin ama her şeyin bir bilincinin olduğunu söylediğim bir videom vardı, ismi BİLİNÇ. İzlemenizi tavsiye ederim. Belki sorularınız biraz olsun cevap bulur.
Bütün bu sorular DNA aktivasyonundan sonra cevap buluveriyor ancak tek bir şeyi bilmek lazım o da sormayı bırakmamak. Bir videom daha vardı İSTEMEK (burda: http://www.lilibebek.com/2016/05/enerji-oyunlar-istemek.html) , size sürekli isteyin demiştim. Şimdi de diyorum ki sürekli soru sorun çünkü sormak, istemenin kardeşidir. Sormak, cevap istemektir! Ancak cevap geldiğinde hazır olmalısınız ve onu es geçmemelisiniz. Çünkü enerjilerin verdiği cevaplar çok nazik ve zariftir tabi siz de nazik ve kibar sorular sorduysanız.
Sorularınızı sorarken içinizde negatif hisler olmamasına dikkat edin. Negatif hislerle sorularınızın cevapları sizi üzecek derecede negatif gelebilir. Zoru sormanın da mı frekansı var diyorsanız, evet, onun da doğru frekansı var. Çünkü doğru frekansta soru sormazsanız cevaplar acıtıcı olabilir. Bu enerjiler çok güçlü olduğundan cevapları da çok hoyrat olabiliyor. Eğer soru sormaktan korkuyorsanız şunu deneyin; "Bütünün hayrınaysa.... ...neden oluyor bilmeme lütfen izin verilsin!" ya da "Eğer canımı acıtmadan, hiç kimseyi üzmeden ve kırmadan bana ........ sorumun cevabının verirseniz çok mutlu olurum!" gibi... Çocuksu saflık ve mütevazlikle sorularınızı sorun. Niyetiniz mutlaka saf olmalı sakın unutmayın.

23 Haz 2016

17 Haz 2016

Enerji Oyunları - Eleştiri

 Video açılmıyorsa burayı tıklayın: https://youtu.be/wyTVeL6oIUQ

Bu hafta liseli bir izleyicime cevap vermeye kalkıştım ve buyurun başımdan geçenler.
Aslında niyetim, üniversite sınavına girme arifesinde olan çok genç bir izleyicimin annesinin eleştirilerine duyduğu derin üzüntüyü aşabilmesi için bir kaç taktik vermekken odak noktam eleştirilmek oluverdi birden. Tabi, odaklanmanın gücü isimli videomu izlediyseniz tahmin edersiniz ki odaklandığım şeyi yani eleştiri konusunu hayatımda büyütmeye başladım. Eleştiriler çok sert başladı ancak çok ilginç bir şey oldu, ki bu ilk defa da olmuyor! Daha önce de oldu diyorum yani. Videolarımın altına bırakılan hakaret içeren bir takım eleştiriler, aslında yorumları kontrol etmememe rağmen yorumların yanına yansımadı. Belki de yazanlar siliyordur yorumları yazınca, bilemem. Youtube'ta o kadar acemiyim ki gerçekten ne olduğunu anlayamıyorum. O yorumları sadece son zamanlarda gelen yorumlar sekmesinde buluyorum ancak cevap vermek üzere yoruma tıkladığımda videonun altında bulunmaları gerekiyorken yoklar. İşte buna diyorum ilk defa olmuyor bu. Daha önce de hakaret içerikli yorumlar panoya yansımadı yine oluyor. Neye inanıyorum biliyor musunuz? Kötü niyetlilerden beni bir şeylerin koruduğuna, mucizelere inanıyorum. İyi ki inanıyorum... İyi ki yansımıyorlar. Yoksa insan o kadar ağır eleştirilince sanırım kabalaşır, bu da dualiteye uymak, onun bir parçası olmak demek olur. Dualite ile ilgili videomu izlemediyseniz buradan ulaşabilirsiniz.
Haftanın devamında yine bir takım eleştiriler aldım ancak cevaplama zamanı bulup da fikirlerimi detaylıca paylaştığımda bu defa da kişinin eleştiri amacı gütmediğini, sadece kendini yanlış ifade ettiğini anlamış oldum. Yani bazen durum sizin eleştiriliyor olduğunuz değildir, bazen sizi eleştiriyor gibi görünen kişi aslında yeterli düzeyde kendini ifade edemediğinden, hassasiyet ve empati düzeylerimiz farklı olduğundan yanlış anlamalar da ortaya çıkabiliyor.
Eleştiriyi silah olarak kullananları da görüyorum. Şöyle ki, bir ortamda otorite kurabilmek adına önüne geleni horlayıp, aşağlayıp, eleştirerek kendi iktidarını ve otoritesini kabul ettirmeye çalışanlar da az değil. Öyle ki siz ona yaklaştığınız anda sizi eleştiri bombardımanın tutup siz ağzınızı açana kadar çoktan sizi haksız ve yetersiz görünen bir hale getirebiliyor bu tipler. Çevrenizde böyle biri varsa davranış modelini incelemeli ve iletişimde AYNALAMA dediğimiz teknikle cevap vermelisiniz. Yani onu ona yaşatın ki size ne yaptığını anlasın, davranışlarını kopyalayıp ona karşı kullanın yapabildiğiniz kadar. Muhtemelen en sevmediği karakter kendi karakteri gibi olanlardır. Eğer ona onu gösterirseniz öncelikle şaşıracak ve çok kızacaktır. Hala sizden açıklama bekliyorsa plan B'ye geçin. Ona ne yaptığınızı anlatın. Şöyle diyebilirsiniz:  "Şaşırdın mı yoksa? İşte sen bana böyle davranıyorsun!" deyip yüzündeki ifadenin tadını çıkarın. Belki de hala konuşmaya çalışacaktır. O zaman o kişi avuçlarınızdadır artık. Konuşmaya devam edin ve anlatımınızı tamamlayın. O ortamdaki herkesin bu tavırlarından bıkmış olduğunu ve insanları yıldırdığını bilmesinin zamanı gelmiştir.
Herkes, gelişmek ve değişmek isterse bir ikinci hakkı daha hak ediyor. Affedin ve istemişlerse onlara o hakkı verin...
Keyifli değişimler;)

15 Haz 2016

Vintage Kumaş ve Etek Pantalon


Benden en az on yaş büyük bir kumaşı kestiğime inanamıyorum. Arkadaşımın annesinin dolabından benim dikiş odama geldi çünkü annesi bu kumaşı yıllardır değerlendirmemiş. Annesine ise çeyizinde gelmişse demek ki bu kumaşın elini öpsem abartmış olmam. Teyzem sayılır. 

10 Haz 2016

Enerji Oyunları - Meditasyon



Video açılmıyorsa buraya tıklayın: https://youtu.be/nHJ6mMxQegU

Meditasyon yapmaktan ne anladığımı anlattım bu videoda. İlk başlarda çok anlamsız bulduğum ve boş boş oturmak gibi gelen bu eylemle bir süre sonra bedenimi ve hislerimi tanımaya başlamıştım. Tıpkı videonun başındaki gibi oturarak meditasyon yapmak çok işe yarıyor ama her zaman böyle yaptığımı söyleyemeyeceğim. Bazen uzanıyorum ve sadece hayal kuruyorum. Bazen yürüyüş yaparken derin derin nefesler alarak içimdeki acelecilik hissini uzaklara gönderdiğimi hayal ediyorum. Niyet hep önemlidir diyorum ama burada o yürüyüşü yaparken net bir şekilde niyetimi belli etmiyorum yani net kelimelerle ne yapacağımı tanımlamıyorum sadece şöyle bir yürüyüp kafa dağıtmak yani odak noktamı negatiften pozitife çevirmek oluyor çoğu zaman. Ancak bu bile kendi başına bir programlama. Yani aslında kendi kendinizi programlamanız o kadar da zor bir şey değil bunu vurgulamaya çalışıyorum. Çoğunuz videoları izleyince ya da yazıları okuyunca "Zaten doğru yapıyormuşum!" diyor. Aslında evet, çoğu zaman içimizden geleni yaptığımızda doğruyu yapmış oluyoruz. Sorun o içimizden geleni yapmadığımızda oluşmaya başlıyor ya da içimizdeki sesleri karıştırdığımızda oluyor, egonun ve ruhun seslerini... Meditasyon bu iki sesi çok iyi tanımaya da yarıyor.
Meditasyon yapmak istemediğimde dikiş de dikiyorum bildiğiniz gibi. Yıllardır bu bloğu yazıyorum ve dikiş merakım sayesinde belki de çok zor zamanların üstesinden zevkle geldim. Herkesin kendini kaptırdığı bir hobisi olması gerektiğini sürekli vurguluyorum zaten ama konu meditasyon olunca bir kez daha yinelemekte fayda var. Hobi dediğiniz o iş aslında sizi hayata bağlayan, yeteneklerinizi materyal boyuta aktarmanıza yardımcı olan bir iş. Yetenekler ruhun dünyadaki yaşam görevine ulaşmak için seçmiş olduğu özel yöntemlerdir. Bu nedenle yetenekleri yolunda ilerleyenler belki zengin değil ama bereketli ve huzurlu bir hayata sahip olurlar. Sahip olmuyorlarsa işte orada yine blokajlar var demektir zaten. Çünkü bir kez yaşam görevinizin izlerini yakaladığınızda eşzamanlamaların, mucizelerin, hayallerinize hızlıca ulaşmaya başlamanın coşkusu sarar hayatınızı. Bu da meditasyonla bulunabiliyor pek tabi.
Hangi meditayon tekniği bana daha uygun diye soranlara da buradan cevap vereyim:
Sizin için en doğru olanı ancak siz bilebilirsiniz. Yapmanız gereken biraz da denemektir. Yani öyle ön yargılı yaklaşmaktansa biraz zaman ayırıp kendinizi keşfetmenin başka başka pencerelerini bulabilirsiniz. Kendiniz hakkında keşfettikleriniz inanın sizi hem çok şaşırtacak hem de çok heyecanlandıracak. En azından bende durum böyle olmuştu. Belki de kendimi farklı bir açıdan analiz etmekti beni heyecanlandıran... Zihnim beni hep mutsuz ve kötümser biri olarak tanıyordu. Oysa meditasyonlarla mutluluğu içimde kendiliğimden aktif etmeyi ve onu istediğim kadar benimle tutabilmeyi öğrendim. En güzeli de öfke ya da nefret gibi hisler varken bile sadece onları bırakmak istiyorum dediğimde iki dakika içinde bedenimden süzülüp gitmelerine şahit olmaktı. Genelde günlerce üzülürdüm haksızlığa uğrayınca. Meditasyonlar yapa yapa çok daha hızlı ve doğru kararlar alabilmeyi öğrendim. Haksızlıkları avantaj olarak görebilmeyi ve onların sonucunda hayatımı mucizevi bir şekilde dönüştürmeyi öğrendim. Çünkü bu hayat benimdi ve onunla oynamak da benim hakkımdı. Sadece istedim, denedim ve başardım. Başardıkça inancım güçlendi ve daha da fazlasını istemeye başladım. Oyun gibi... Sonra da daha fazlası geldi ama asla bir sonraki adım için programsız kalmadım. Çünkü gideceğim son noktayı bile programlamıştım. Sırası ile adım adım her planım çalışmakta ve yaşam artık istediğim gibi şekillenmekte. Çünkü coşku ile onun kontrolünü kendi ellerime aldım ve böyle sorumlulukların hepsini almak da hiç kötü değilmiş.
Bunların hepsini meditasyonlarla anladım. Anlamadığım yerlerde okudum. Okuduklarımı anlamayınca yine meditasyon yaptım. Gözlerim açıkken okuyarak, kapalıyken de meditasyonlarla öğreniyorum yetmiyor uyurken de öğreniyorum. Uyanış uzun bir süreç ve bir yerden başlamak gerekli. Siz hala denemediyseniz bence ufak ufak kendinize iyi bakmaya yani meditasyon yapmaya başlayın. Bence meditasyon kendine iyi bakmaktır.