5 Tem 2011

Konsantre Limonata


  Su yerine kola içen eşim Lili'ye de bu alışkanlığı aşılayınca bunu nasıl düzeltebileceğim üzerine baya kafa yordum. Çocuklar görerek öğrenirler ya, sürekli önünde kitap okurken beni görünce kitapları çok sever Lili, makasla t-shirtlerini de keser (kime çektiyse;) ama sürekli kola içilince de bir dönem su içmez olmuştu. İşin içinden çıkılmaz bir hale girmeye başlamıştı bu durum. "Babacığın" yılların alışkanlığını yenmek kolay olmayacak diye üzülürken ben, çözümü eve eşim bizzat kendisi getirdi. Şansa bak:D
 Bir akşam işten dönerken alışveriş poşetlerinde limonata buldum. Açıp tattım ama tadı bir zamanlar annemin bize yaptığının yanından bile geçemezdi. Rengi ise.... bir limondan o renk limonata nasıl çıkar hala anlamış değilim. Bu limonata da tıpkı kola gibi çabucak tüketildi Lili ve babası tarafından. Bir - iki akşam derken evde hem kola hem de yapay limonata tüketilmeye başlanmıştı.
Ben de annemden o tarifi istedim ve o günden beri (iki ay oluyor) biz hiiiç ama hiç kola tüketmedik. Başardım mı ne!

Konsantre şeklinde hazırlayacağınız limonatayı uzun süre buzdolabında muhafaza edebilirsiniz (cam şişede olursa daha sağlıklı tabi!). İçeceğiniz zaman da şişenin dibine soldaki resimde gördüğünüz kadar koymanız yeterli, üzerini su ile doldurun. Bu kadarcık konsantre ile yaklaşık 1 lt limonatanız olur.  Hem misafirinize hem size doya doya yeter. "Ya tarifi zor mu?", derseniz bir göz gezdirin bakalım zormuymuş?


MALZEMELER:
1 kg limon
2 lt su
3 kg şeker
30 gr limon tozu
YAPILIŞI:
1. Limonları robottan geçirin.
2. 2 lt suyu üzerine dökün ve 24 saat bekletmek için üzerini örtün.
3. 24 saat sonra süzün (tülbentle süzerseniz daha şeffaf olur, Lili içinde limon parçacıkları olunca "tozlu lilomata" deyip içmiyor).
5. Şeker ve limon tozunu ekleyerek karıştırın.
Konsantreniz hazır.

Ben sürekli taze olması için yarım tarif yapıyorum. Bütün malzemelerin yarısını koyarak sürekli taze limonatamız oluyor.

NOT: Tarifteki 2 limonu çıkarıp 1 portakal ya da, 1 limon yerine 1 mandalina koyarsanız limonatanız daha güzel bir renkte olacaktır.
Yaparsanız fikrinizi bekliyorum...

30 Haz 2011

GD - Uzun Kısa Gömlek


Kısa uzun elbiseler moda iken bu fikri gömleklerde de görmeye başladık.


ASOS'ta bu gömleği görür görmez bu fikre bayıldım ve hemen eşimin atamadığım bir gömleğine sarılıp bu fikri GD'ledim. Bunu yaparken ön kısımdaki kısa kısmı daha da vurguladım.
Adım adım fotoğraflarla anlattım GD projemi. Bu da GD'lerimi özleyenlere gelsin.

 

Kolları kesip kat yerlerini dikiş paylı kesin. Onları daraltma işlemi bitince kollarınıza dikeceksiniz. Bu arada kalıpsız daraltma işlemim başarısız oldu ve gömlek bana dar gelince yandan gördüğünüzü şeritleri ekleyerek tekrar genişlettim gömleğimi.

20 Haz 2011

Lili- şirin kızlı elbise


Lili'ye yeni diktiğim bir elbise ile karşınızda. Üzerinde şirin bir minik kız baskısı olan bu penyeyi geçen sene almıştım ama Lili'nin o kadar çok elbisesi vardı ki dikmemiştim. Bandanası da elbise ile bütünlük sağlıyor. Lili hayran oldu bu elbiseye. Çok severek giydi.


Geçen hafta Lili ile havuz sezonunu açmaya karar verdik ama önce minik bir alışverişe çıktık ve LCW'den bikinisini aldık. LCW poşetli fotoğrafındaki zafer gülüşü bu yüzden;)
Evde bir tane bikinisi vardı ama bu sene tatile gideceğimizi hayal ederek ikincisini de aldım. Artık 3 yaşını geçtiğine göre tatile çıkma hayali hakkımdır! Temkinli bir anne olarak bebek 3 yaşını bulana kadar tatili unutayım demiştim o doğunca ve öyle de yaptım.
Artık bu kız birlikte kahve içip alışveriş yapabildiğim mutlu bir arkadaş olduğuna göre beraber tatilde bol bol eğleniriz.

Gerçi biz eğlenmeyi kesintisiz her dakika yapıyoruz ama...

15 Haz 2011

Yaza ve size merhaba!


 Yazmıyorum diye üzülen, merak eden, blog aleminde fellik fellik (Suzy belki başka blog yazıyordur diye) arayan, ben bloğu yasak zamanında kapatınca beni bloğun facebook sayfasından bulup "o bloğu kapama, o bize moda derslerimizde lazım" diyen, "yazmıyorsun iyi misin Lili'ye mi bir şey oldu" diyen, Türk - yabancı, Türkiye'den ve yurt dışından yazan ve beni yalnız bırakmayan bütün okurlarım için yazıyorum. Ben "yazmayacağım" diye ısrar ettiğim sürece sizler bloğumu ısrarla tıkladınız ve blog istatistiklerim aylar önce bıraktığım gibi kalarak beni çok ama çok şaşırttı. Ben "geri dönmem" diye inat ettikçe sizler anlayışla ve sabırla "peki" deyip sessizce geri çekildiniz. İşte; Suzy itiraf ediyor ki dize geldi kendileri! Sevginin gerçekten bir çığ olduğuna inandı çünkü onun altına ezilip kaldı. Bunca sevgiyi alıp geri bir şeyler vermemek muhtemelen çok bencilce olurdu.
İşte karşınızdayım, sadece iyi olduğumu söylemek ve ıspatlamak istedim. Fotoğraf programımla silmeye çalıştığım o büyük gülücüğün sebebi sizlersiniz ve size olan minnettarlığım. İyi ki varsınız!

Bıraktığınız gibiyim. Hala dikmeye zaman ayırabiliyorum.
Kendime FriChic' in mavi eteğinin çingene pembesini diktim ve giydim. Rengarenk ojelermi de sürüp, şapkamı - kolyemi - yüzüklerimi - kemerimi taktım. ( böylece sıradan hayatıma sıradışı nüanslarla enerji katıyorum.)
Aykut Oğut okuyup sivri yönlerimi törpülemeye çalışıyorum ama hala başaramadım. (özellikle bir yönüm beni ciddi bir şekilde üzüyor)
Yüksek lisansımda tezimi yazma aşamasına geldim ama hala yazmadım.(daha çook okumam lazım çook)
Bir iş görüşmem var ama hala " haaaaaaaalaaaaa" sonuçlanmadı. (yaa sabır!)
Lili anaokulda 3 yaş grubundan mezun oldu, 4 yaş grubuna terfi etti;) (en azından O, başladığı işi bitirebiliyor;)
Her şey askıda ve yarım gibi görünebilir ama hayatta bir şeyler başlarken bazı şeyler biter, biliyoruz! Bu yüzden başlayan işler askıda görünüyor çünkü olgunluk sürecindeler. Her şeyin doğru ve kaliteli olması için gereken olgunlaşma süreçlerini kabul ediyorum. Biten işler ve hayatlardan ise bahsetmiyorum. Çünkü doğanın dengesi bu. Başlamak için bitmek - bitirmek gerekli. Bitense bitmiştir o kadar. Bütün bitenlere, olgunlaşıp gidenlere ve veda edenlere sevgilerimi gönderiyor ve onları affediyorum.
Bu gün dolunayın çekim gücü ile hayatımızda fazla olan her şeyden kurtulmak için bir kağıda hayatımızdan çıkarmak istediklerimizi yazıp o kağıdı yakacakmışız. Bu ritüeli yapmam gerekli diyenler için bu gece en uygunmuş. Nuray Sayarı'dan öğrendim. Kağıt, kalem ve çakmak bu gece hazır olsun! Gitmesi gerekenlere veda etmeli;) Bu bizim bir parçamız bile olsa.

1 Mar 2011

Bloğuma Dokunma!


Yani dokunmasan ne olurdu ki...!