Aramızda ne için yaşadığını, neden hayata geldiğini bilen var mı?
Aslında bilmiyoruz ve hayatı akarsuda akar gibi yaşıyoruz. Ancak bazen suların arasında baş gösteren o taşlara çarpınca canımız acıyor ya işte o zamanlar o nehirde oluşu sorguluyoruz. Tutunabilince nehre uzanan dallara biraz nehir kıyısına atıyoruz kendimizi ve bu defa da akıp gidebilenlere hayran kalıyoruz.
Can sıkıcı şeyler yaşadım ve kayboldum ama merak edenlere hemen ifademi vereyim ve nehre atlayıp devam edelim. Şu girdiğim işten çıkmaya karar verdim. Bu kararı alana kadar canım o denli sıkıldı ki istifa ettiğim gün babamın kalp ve boyun damarlarının tıkalı olduğunu duyunca kendime gülmeye başladım. Canım babam hasta ve ben kendimi öyle boş bir içerik için üzüyordum ki, bu sağlam bir tokat oldu doğrusu. Kendime geldiğimde gerçek hala olduğu gibi gözümün önündeydi ayrılmam gereken bir iş ve geçireceği bir seri ameliyatlarda güçlü durması gereken bir babam vardı. İşten ayrılmayı başardığım gün babam da yoğun bakımdan çıkmıştı, ilk ameliyat boyun damarı by-pass sorunsuz geçti. İstifa ederken ise, şirket başkanlarına ifademi verince sorunlarımı çözeceklerini, istersem devam edebileceğimi söylediler, bunun üzerine tekrar düşünmek için deniz kenarına gittim. Su her zaman bana iyi gelir. Aklımda dalga dalga yaşadıklarım ve doğru karar arayışım vardı. Bu arada ilahi işaretlere inanır mısınız? Ben şu melek enerjileri ile çalıştığım için mutlaka inanıyorum. Bankta otururken kendime aynen şöyle dedim; "Peki şimdi nereye Suzy?". Cevap rıhtımda kırmızı ışıklarla aydınlatılan bir oktu, onu gördüğümde ok evimin yönünde yanıp sönüyordu. Beynim o kadar bulanıktı ki, daha önce o tabelayı fark etmediğime yemin edebilirim. Soruma cevap almıştım ama tekrar sordum; " Peki ya iş? İşten çıkmalı mı - kalmalı mı?" Bu defa da tabelanın içindeki yazı yanıp sönmeye başladı ve yazı "ÇIKIŞ" diyordu. İşten çıktım, babam da Tekirdağ'a döndü. O gece onu görünce her şeyin eskisi gibi olup olamayacağını çok düşündüm. Eve geldiğimizde Lili'yi uyutmam gerekiyordu ama aklımdaki fırtına henüz durmadığı için evin içinde ordan oraya gezinip duruyordum. Eşim TV'de bir program izliyordu ve arka fonda "Show must go on" çalıyordu. Bu defa bu şarkıdaki; "Does anybody know what we are living for?" sözleri beni gerçeğe çevirdi. Aslında kimse bilmiyorsa neden hayatı bir savaş haline getiriyoruz...
Sadece mutlu olmak için yaşayın millet, hayat belki de sadece bir show, ve Freddie Mercury diyor ki o show devam etmeliymiş. Buyurun...








