12 Mar 2012

Okur der ki; "Pelerin yapalım!"

 Model: 2008/10 - Burda dergisi
Lili'ye pelerin yapmak sonbaharda aklıma gelmişti ama bir türlü karar verip başlayamıyordum. Karar vermem gereken şeyse yöntemiydi. Önce şuradaki yöntem aklıma geldi, bir daireden pelerin yapmak çok zor olmasa gerek. Sonra bir de Burda dergisinden kalıpla çalışabilirdim ki kararım da ondan yana oldu. Bazen kalıp çıkarırken de pratik fikirler üretebiliyorum. Bu arada bir okurum da; "Suzy bir ara bize pelerin fikri de ver!" deyince işe koyuldum.

Kalıbın bilgileri yukarıda. Burada anlatacağım şey kalıbı çıkarınca gözüme çarpan ayrıntı. Pelerinin arka kısmını biçmek için kumaşı ikiye katlayıp kalıbı üzerine koyunca gördüm ki herhangi bir kıyafeti kalıp çıkarmak için kullanabiliriz. Üzerimize tam oturan bir üstü ikiye katlayıp kat yerine koyarsak ve kolunu da 10 cm mesafede yerleştirirsek kalıba ihtiyacımız olmaz. Boyunu ise istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.
Ön kısım için ise yine iki kat kumaşı koyuyoruz ve yandan yaklaşık 10 cm mesafede üst parçamızı yine aynı şekilde yerleştiriyoruz. Önde kalan paylara tela ütüleyip 5 cm fazlalık kalacak şekilde alta katlıyoruz ve boydan boya dikiyoruz (orası düğme ve ilik yerimiz).
Yakayı yine bir gömlekten çıkarabilirsiniz. Yakası dik bir pelerin isterseniz boğaz çevresinin uzunluğunu ölçüp o uzunlukta ve 20 cm genişlikte bir parça kesin. İkiye katlayarak boyuna dikin. Bitmiş hali 10 cm yükseklikte olacak.

9 Mar 2012

Lili ve kırmızı babetler

Geçen haftasonu biraz güneş görünce Lili bahar geldi sandı. Pantalon giymekten bıkmış olacak ki bu aralar eli hep eteklere ve elbiselere gidiyor. Okula giderken bile taytlardan başka bir şey giymiyor.
 İki - üç aydır okul kıyafetlerini ben seçmiyorum. Nasıl olsa benim seçtiklerimi giymiyor diye bu seçim hakkını ona verdim. Fena da gitmiyor doğrusu. Bazen hatalar yapıyor - düzeltiyorum, bazen kararsız kalıyor; fikrimi soruyor - paylaşıyorum...
Büyüyor tabi! Bakın bu elbise eskiden nasıl duruyormuş üzerinde.


Bu minik kırmızı babetleri mağazada aldırana dek ağlamıştı geçen yaz. Tatil dönüşü İzmir'e uğramıştık ve ben de Zara'ya uğrayıp o çok istediğim ayakkabıları almak istemiştim ancak minik kızım benden dişli çıktı alışveriş konusunda. Sanırım bu hususta babasının kızı o. Onu kollamaktan bir çift ayakkabı bile deneyememiştim çünkü mağazada ona göre olan ne ayakkabı varsa hepsini giyip çıkardı. Sonunda pes edip mağazadan çıktım ve dışarıda bizi bekleyen babayı gönderdim mağazaya çünkü inatla ağlıyordu onlar için ve ben de o babetleri Lili'ye almak istememiştim. Bir kez inatla ağlayarak ayakkabı alınırsa sonra bu bir çok kez ağlayarak konular halledilebilir demek olacaktı. Ancak babası ile geri döndüklerinde babetler ellerindeydi ve mutlu mutlu sırıtıyorlardı bana. Evde eğitilecek tek çocuk olunca işler iyi de, ya babalar! Onları ne yapmalı?
Sonuç olarak yazın sonunda alınan babetleri giyebilmek için koca kış bekledi ve o gün ayağına geçirivermişti.
Yarın yine haftasonu ve yine başbaşayız tavşanımla. Muhtemelen yine en sevdiği ayıcıklı krepleri yaparız. Sonra kek ya da kurabiye karıştırırız ya da dışarı çıkıp gezebiliriz de... 
Sizlere de mutlu bir hafta sonu diliyorum.

7 Mar 2012

Dantel etek

Dantel hırkayı dikince artanla da kendime etek dikmiştim geçen yazın sonunda. Nerden bileyim bu kadar moda olacağını;) Bilmez miyiiim, ben bu modayı önceden seziyorum adeta. Şu anda da elimdeki kumaşların bu sezon tam da patlayan renkler olduğunu gördükçe keyiften ölüyorum. 
Bu eteği farklı kombinlerle sonbaharda giysem de sizler için yeni bir kombin yaptım. Havalar ısındıkça farklı fikirlerimi de paylaşırım. 
Burada yakasını dantellediğim gömleği kullandım.
Kolyeyi kendim yaptım, şöyle kocaman bir kolyem olsun istemiştim.
Ayakkabılarımı da elden çıkarmak üzereydim ki; sivri burunlar yine piyasaya salınmaya başladı, sanırım seneye tam onların dönemi olacak. Hatıraları da öyle çok ki onlardan ayrılmamaya karar verdim.

2 Mar 2012

Lili ve Gerçek Masallar

 ( Bu kelebek, kendisini makro çekimde çekecek kadar çok yaklaşmama izin verdi geçen yaz. )

Lili en çok kelebekleri ve çiçekleri sever. Geçen bahar ve yaz boyunca Lili en çok onlara sevindi. Kelebekler de sanki onun sevgisini hissediyormuş gibi onun etrafında bir tur atıp devam ettiler yollarına. Ben de " Lili, baaak; kelebek arkadaşın sana merhaba dedi ve sana bu gün bol şans ve bir sürü sürpriz diledi" derdim. Bazen görürdü kelebeği, bazen göremezdi. Gördüğü zaman peşinden koşardı biraz, sonra da gittiği için üzülürdü. Ben de kelebeğin çok meşkul olduğunu başka çocuklara da şans ve sürpriz dilemek için bu kadar acele ettiğini söylerdim.


Çiçekleri de seviyor dedim ya, dışarı her çıktığımızda bana bir çiçek koparıp " Anne, senin için mutlu ol tamam mı, gül hadi." deyip öperdi. Gülümsemediğim zamanlarda mutsuz olduğumu düşünüyor. Ona göre mutluluk doruklarda yaşanmalı belli ki...
Ne yazık ki bazen  Lili bu kadar huzurlu olmayabiliyor. Özellikle karnı açsa, uykusu varsa ya da onun isteklerini yerine getirmeye yetiştiremediysem... Bu aralar da neyi teklif edersem ilk önce hemen kafasını dikip reddediyor.

Ben de çareyi gerçek masallarda buldum. Lili kelebeklerle ve çiçeklerle yakınlaştığından beri bu gerçek masallarla her sorunumu çözebiliyorum. O gün eğer yemeğini yememeyi seçmişse ya da arkadaşıyla bir oyuncağını paylaşmadıysa bu yanlış davranışları değiştirecek mesajlar içeren senaryolar uyduruyorum ve başrole Lili'yi koyuyorum. Yine de bir masalda ikiden fazla mesaj olmamalı, çünkü çok fazla yanlışı yüzüne vurursam suçlu hissedeceğini biliyorum ve ben o duyguyu hissetmesini istemiyorum. Çünkü o suçluluk duygusu vücutta yer edip korku ve başarısızlığa yol açıyor ileriki yaşlarda.
Bu masallar aynı zamanda güzel rüyalar görmesini ve huzurlu uyumasını da sağlıyor çünkü okuduğumuz masallarda bazen ağzından yılan ve fare dökülen kızlar (ben onu kurumuş çiçek ve bozuk kavanoz kapakları ile değiştirerek okuyorum), bazen de annaneyi yiyen kurtlar (onu da dolaba saklamış diye değiştiriyorum) oluyor. Çocuğunuzun hayal gücüne bu korkunç görüntüleri ekebilir misiniz?
İşte size bir Gerçek Masal:
Bir zamanlar annesi ve babasının çooook sevdiği küçük bir kız varmıııış. Bu küçük kızın adı Liliymiş. Bir sabah Lili kahvaltısını edip çiçek dolu bahçelerine oyun oynamaya gitmiş. Bahçenin ortasında kırmızı balıklarla dolu bir havuz varmış. Lili balıklarla oynamış, çiçeklerin arasındaki patikada koşmuş, kuşlarla şarkı söylemiş ve yorulunca da oturup ne yapsam diye düşünmüş. Sonra çiçekleri mutlu etmek için onları sulamaya karar vermiş. Birden, yanına kelebek arkadaşı gelmiş. Yine Lili'nin saçına konup ona merhaba deyince hızlıca uzaklaşmış. Lili "Heeey nereye gidiyorsun, oyun oynamaya gelseneeee!" diye onu geri çağırmış. Kelebekse "Gelemeeem, annem öğle yemeğimi yemem için beni çağırıyoor. Eğer yemezsem öğleden sonra oynayacak gücüm olmaz! " demiş ve aceleyle geri dönüp sormuş: "Sen öğle yemeğini yedin mi?". " Hayır, yemedim." demiş Lili. "Neden" diye sormuş kelebek. "Oyun oynuyorum, ben oynamayı seviyorum, yemeyi değil" diye cevap vermiş Lili. (genellikle bana kullandığı cümleleri kullanıyorum cevap olarak, mesaj yerine garanti ulaşsın istiyorum) "Ben de oynamayı seviyorum Lili ama yemezsen vücuduna giren mikroplarla savaşacak gücün olmaz ve daha çabuk hasta olursun, o zaman görürsün oyun oynamayı, dışarıya bile çıkamazsın hastayken. Gazoz yerine ilaç içer durursun. Üstelik yersen daha hızlı koşarsın ve bütün yarışları kazanırsın. En yükseğe sen sıçrarsın ve en güzel resimleri sen yaparsın." demiş kelebek. Lili heyecanlanmış "hadi gidip yiyelim o zaman, annenden izin alıp benim yemeğimden yemeye gelir misin?". Kelebek; "Ooo, bu çok nazikçe, biz kelebekler de arkadaşlarımızla yemeğimizi ve oyuncaklarımızı paylaşırız. Paylaşmak çok güzeldir! Ancak benim yemeğim seninkinden biraz farklıdır. Annem en sevdiğim çiçeklerin tozlarıyla hazırlıyor. Bu yüzden yemek yerken birlikte olamayız. Yemek yer yemez burada buluşalım tamam mı?". Lili "Tamam" demiş ve iki arkadaş evlerine gitmişler. Lili annesine öğle yemeği için geldiğini ve çok acıktığını söylemiş. Annesi, masada Lili'yi beklerken soğuyan yemeği yine ısıtmış ve Lili onu afiyetle yemiş. Yemekten sonra da en sevdiği oyuncakları bir çantaya koyup kelebek arkadaşı ile oyun oynamaya gitmiş. Bir daha da öğle yemeğine hiç gecikmemiş ve artık arkadaşlarıyla bütün oyuncaklarını paylaşarak harika oyunlar oynuyormuş.

1 Mar 2012

Organik Ürünler Hızla Hayatımıza Giriyor...


Organik ürün kullanımının hayatın her alanında önemi ve artısı
var. Çünkü gerçek organik ürünler, hem insana hem de çevreye duyarlı
şekilde üretilen, katı kurallara ve prensiplere bağlı süreçleri izleyen
ürünler...Bakım açısından da, deri yoluyla kullanılan ürünler. Kan ve
dolaşım sistemiyle tüm vucuda ulaştığından, saç ve cilt bakım
ürünlerinin organik olması sağlığımız üzerinde kritik etkiye sahip.
Sertifikalı organik kozmetik ürünleri en az %95 oranında doğal
içerikli olmak zorunda.

Ülkemizde de yoğun ilgi görmeye başlayan doğal cilt bakım ve sağlık
kremleri arasında Almanya'da Dr.Förster labratuarlarında üretilen
Biorichi kremleri dikkat çekiyor. Biorichi cilt bakımı grubunda Altın
Gece Kremi, Saç Bakım Seti ve Gingko Kremi başta olmak üzere çeşitli
organik kremler bulunuyor. Biorichi sağlık kremleri ise kas ve eklem
ağrılarına karşı Alaska Jel, varislere ve romatizma ağrılarına karşı At
Kestanesi Balsamı, yüz ve eldeki lekelerin giderilmesinde yardımcı
Calendula Balzam Krem gibi ürünlerden oluşuyor.

Biorichi ürünleri Türkiye'de ve Avrupa Birliği üye ülkelerinde sadece
doğrudan satış sistemiyle satılıyor. Biorichi
ürünleri, Türkiye, Almanya, Hollanda ve Fransa'da Emine Tekin tarafından
satılıyor. Emine Tekin web sitesine ulaşmak için Burayı tıklayınız.