( Bu kelebek, kendisini makro çekimde çekecek kadar çok yaklaşmama izin verdi geçen yaz. )
Lili en çok kelebekleri ve çiçekleri sever. Geçen bahar ve yaz boyunca Lili en çok onlara sevindi. Kelebekler de sanki onun sevgisini hissediyormuş gibi onun etrafında bir tur atıp devam ettiler yollarına. Ben de "
Lili, baaak; kelebek arkadaşın sana merhaba dedi ve sana bu gün bol şans ve bir sürü sürpriz diledi" derdim. Bazen görürdü kelebeği, bazen göremezdi. Gördüğü zaman peşinden koşardı biraz, sonra da gittiği için üzülürdü. Ben de kelebeğin çok meşkul olduğunu başka çocuklara da şans ve sürpriz dilemek için bu kadar acele ettiğini söylerdim.
Çiçekleri de seviyor dedim ya, dışarı her çıktığımızda bana bir çiçek koparıp " Anne, senin için mutlu ol tamam mı, gül hadi." deyip öperdi. Gülümsemediğim zamanlarda mutsuz olduğumu düşünüyor. Ona göre mutluluk doruklarda yaşanmalı belli ki...
Ne yazık ki bazen Lili bu kadar huzurlu olmayabiliyor. Özellikle karnı açsa, uykusu varsa ya da onun isteklerini yerine getirmeye yetiştiremediysem... Bu aralar da neyi teklif edersem ilk önce hemen kafasını dikip reddediyor.
Ben de çareyi gerçek masallarda buldum. Lili kelebeklerle ve çiçeklerle yakınlaştığından beri bu gerçek masallarla her sorunumu çözebiliyorum. O gün eğer yemeğini yememeyi seçmişse ya da arkadaşıyla bir oyuncağını paylaşmadıysa bu yanlış davranışları değiştirecek mesajlar içeren senaryolar uyduruyorum ve başrole Lili'yi koyuyorum. Yine de bir masalda ikiden fazla mesaj olmamalı, çünkü çok fazla yanlışı yüzüne vurursam suçlu hissedeceğini biliyorum ve ben o duyguyu hissetmesini istemiyorum. Çünkü o suçluluk duygusu vücutta yer edip korku ve başarısızlığa yol açıyor ileriki yaşlarda.
Bu masallar aynı zamanda güzel rüyalar görmesini ve huzurlu uyumasını da sağlıyor çünkü okuduğumuz masallarda bazen ağzından yılan ve fare dökülen kızlar (ben onu kurumuş çiçek ve bozuk kavanoz kapakları ile değiştirerek okuyorum), bazen de annaneyi yiyen kurtlar (onu da dolaba saklamış diye değiştiriyorum) oluyor. Çocuğunuzun hayal gücüne bu korkunç görüntüleri ekebilir misiniz?
İşte size bir
Gerçek Masal:
Bir zamanlar annesi ve babasının çooook sevdiği küçük bir kız varmıııış. Bu küçük kızın adı Liliymiş. Bir sabah Lili kahvaltısını edip çiçek dolu bahçelerine oyun oynamaya gitmiş. Bahçenin ortasında kırmızı balıklarla dolu bir havuz varmış. Lili balıklarla oynamış, çiçeklerin arasındaki patikada koşmuş, kuşlarla şarkı söylemiş ve yorulunca da oturup ne yapsam diye düşünmüş. Sonra çiçekleri mutlu etmek için onları sulamaya karar vermiş. Birden, yanına kelebek arkadaşı gelmiş. Yine Lili'nin saçına konup ona merhaba deyince hızlıca uzaklaşmış. Lili "Heeey nereye gidiyorsun, oyun oynamaya gelseneeee!" diye onu geri çağırmış. Kelebekse "Gelemeeem, annem öğle yemeğimi yemem için beni çağırıyoor. Eğer yemezsem öğleden sonra oynayacak gücüm olmaz! " demiş ve aceleyle geri dönüp sormuş: "Sen öğle yemeğini yedin mi?". " Hayır, yemedim." demiş Lili. "Neden" diye sormuş kelebek. "Oyun oynuyorum, ben oynamayı seviyorum, yemeyi değil" diye cevap vermiş Lili. (genellikle bana kullandığı cümleleri kullanıyorum cevap olarak, mesaj yerine garanti ulaşsın istiyorum) "Ben de oynamayı seviyorum Lili ama yemezsen vücuduna giren mikroplarla savaşacak gücün olmaz ve daha çabuk hasta olursun, o zaman görürsün oyun oynamayı, dışarıya bile çıkamazsın hastayken. Gazoz yerine ilaç içer durursun. Üstelik yersen daha hızlı koşarsın ve bütün yarışları kazanırsın. En yükseğe sen sıçrarsın ve en güzel resimleri sen yaparsın." demiş kelebek. Lili heyecanlanmış "hadi gidip yiyelim o zaman, annenden izin alıp benim yemeğimden yemeye gelir misin?". Kelebek; "Ooo, bu çok nazikçe, biz kelebekler de arkadaşlarımızla yemeğimizi ve oyuncaklarımızı paylaşırız. Paylaşmak çok güzeldir! Ancak benim yemeğim seninkinden biraz farklıdır. Annem en sevdiğim çiçeklerin tozlarıyla hazırlıyor. Bu yüzden yemek yerken birlikte olamayız. Yemek yer yemez burada buluşalım tamam mı?". Lili "Tamam" demiş ve iki arkadaş evlerine gitmişler. Lili annesine öğle yemeği için geldiğini ve çok acıktığını söylemiş. Annesi, masada Lili'yi beklerken soğuyan yemeği yine ısıtmış ve Lili onu afiyetle yemiş. Yemekten sonra da en sevdiği oyuncakları bir çantaya koyup kelebek arkadaşı ile oyun oynamaya gitmiş. Bir daha da öğle yemeğine hiç gecikmemiş ve artık arkadaşlarıyla bütün oyuncaklarını paylaşarak harika oyunlar oynuyormuş.