27 Tem 2015

Corfu ve Dantel Şort DIY


Corfu'ya giderken valizde sadece şortlarım vardı. Eskiden (buradaki; http://www.lilibebek.com/2012/06/mint-yesillerim.html )bir bana bir de kardeşime diktiğim güpür dantelli iki eteği artık biz giymez olunca dolapta kalabalık eder oldular. Son yazdığım dantel şort modası ile ilgili yazıda aklıma bu etekler gelmişti ve şansımı deneyip ikisinin kenarlarını kesip pratik bir şort kalıbı ile onları bir şorta çevirdim. Bu haliyle daha çok giyilecektir eminim.
(yine bol fotoğraflı yazı!)

Buradaki fotoğrafta Lili ile Lefkimmi feribotunda artık Corfu'yu gördüğümüz için dayanamadık ve ayaklandık. Corfu'ya ayak basmak, hayallerimin içine canlı canlı girmek için son dakikalar... Sabır:)


Lefkimmi'de inince yolumuzu biraz değiştirip bir alüvyon gölünü bir de Achilleon Sarayı'nı görmek istiyordum. Ancak yolların çok dar ve tabelaların yetersiz oluşu nedeni ile kavşakları kaçırdık. Sıcaklardan dolayı çok yorgun olduğumuzdan geri dönmek yerine Corfu'ya doğru devam ettik. Hiç birimiz daha fazla dayanacak güçte hissetmiyordu nedense ve yol alırken bir anda bu minik adayı görünce (Mouse Island ya da Pontikonisi deniyor) hemen durup fotoğraflar çekmeye başladık. Birden yorgunluk kalktı ve sadece iç çeker olduk. Dünya'nın güzelliği insanı büyülüyor. Bu fare kadar minik adada eski minik bir kilise ve bir de hediyelik eşya dükkanı varmış. Oraya kiralık botlarla uygun fiyata gidiliyormuş öğrendik ve zaman kalırsa gitmeyi düşündük.


Hotelimiz arkamda gördüğünüz kıvrımlı yolun sonundaki aracın karşısında kalıyor. Burası şehir merkezine 2,5km uzaklıkta. Arion Hotel: http://www.arioncorfu.gr/?lang=en buradan inceleyebilirsiniz. Temiz ve huzurluydu.
Sahilden yürüyerek şehir merkezine doğru yürüyüş yapmayı planladık tabi önce serinlemek için İyonya Denizi keyfi kaçmaz. Hotelimiz halk plajı ile anlaşmalı olduğundan girişimiz ücretsiz ancak çoğu halk plajı kişi başı 1,5€ ücretli. Çocuklara yarı fiyatına yine.
Gölgeli kaldırımdan, cırcır böcekleri ve kuş sesleri eşliğinde ilerliyoruz plaja doğru.


Plajda değil de iskelede güneşlenmeyi seçiyoruz. Su harika geliyor. Onca yolun verdiği rehaveti alıp götürüyor. Kitapta okuduğum balıklarla yüzme zevkini tadıyorum. Yanımdan çeşitli büyüklüklerde balık sürüleri geçip gidiyor. Kendimi rüyanın içinde hissediyorum. Karşımızda başka bir hotelin plajı var ve eski bir değirmen. Bize sadece anın güzelliğini aklımıza iyice kazımak ve derin derin nefes almak kalıyor.


Deniz keyfine doyunca yine hotele döndük. Kalbim bedenimi sarsıyor heyecandan, kitapta okuduğum Corfu Eski Şehir'i göreceğim için. Bir önceki fotoğrafta değirmenin arkasından başını uzatan kuleyi bir sonraki koya kadar yürüyünce karşımızda görüyorum. Eşime, akşama bu kulenin altındaki Corfu Yelkencilik Kulübü Restoranında yemeyi planladığımı anlatıyorum. Tabi hemen aklımıza oraya nasıl gidilir ki sorusu geliyor.


Sahil şeridinden yürüyünce bu dikili taşı görüp hemen karşıdaki sokağa geçtik. Oradan biraz daha ilerleyip tekrar sağa dönünce bol bol kafe ve mağaza...

Mağazaların önündeki motorlar gözlerimizi kamaştırdı. En çok da eşim heyecanlandı. Son bir yıldır motor aşkı bu görüntü karşısında yüzünü güldürdü en sonunda. Çünkü klima çarptığı için daha Selaniğe varamadan nezle olmuştu. Bu da hayli baş ağrısı yapıyordu. Burada çok motor kullanıldığını hissettik ama aslında bunun bu ada için en uygun ulaşım aracı olduğunu yarın anlayacaktık.


Sonunda Eski Şehire Corfu merkezine indik ve işte kitapta o minik adamın gemiden inince şehir içinde gördüğü ilk kilise bu olmalı. Kilisenin çok yakınında bir hotelde kalmıştı ama bu kadar yakın değildi bu bina olamaz diye düşünüyorum kilisenin fotoğrafını çekerken. Aslında artık kitap yavaş yavaş zihnimi terk etmeye başlıyor çünkü şehrin büyüsü başımı döndürdü çoktan.


Yetmiyormuş gibi gün batımı yansıdı eski binaların arasından. UNESCO tarafından dünyanın korunan tarihi şehirleri listesinde bulunan bu tarihi çarşıya bakmak onu hissetmeye yetmiyor. Bir an gözümü kapatıp orada onunla bir bütün olduğumu hayal ediyorum. Oradayım... Işığın içinde ve bu fotoğrafı çekiyorum. Olağanüstü. Muazzam bir güzellik. Tarih ve dokunulmamış doğa iç içe, birbiri ile uyum içinde. Çok güzel hissediyorum ama bu güzellik kalbime bu eski binaların eski ve değiştirilmemiş zerafetinden geliyor gibi. Sonra ilerliyoruz. Kendimi Yunanistan'da hissedemiyorum bir türlü. Sanki İtalya'nın bir kısyısındayım. Ancak sonra Yunanca konuşmalar duyup birden uyanıyorum. Ah - Corfu'dayım.


Eski Şehir bitince Eski Liman'a doğru yürüyoruz. Bu arada güneş iyice batmaya başlıyor ve daha fazla ilerlemek gelmiyor içimden. Yamaçtaki iki restorana gözüm ilişiyor. Gün batımında burada yemek yemek güzel olmaz mı? Biz de öyle yapıyoruz. Zaten gideceğimiz restorana yürüyecek gücümüz kalmadı.


Gün batarken bankta oturup değişik ayarlarda fotoğraf çektikten sonra artık yemek de yemenin rehaveti ile dönülecek yolu nasıl yürüyeceğimizi kestirmeye çalışıyoruz. Meydanda gördüğümüz faytonlar aklıma geliyor ancak orada değiller. Sahilden, aynı yoldan devam ederken limanın karşısındaki bar çok hoşumuza gidiyor. Çocuksuz gidenler için Corfu cömertçe gece hayatını da sunuyor demek. Ancak Lili öyle yorgun ki, baba ona kıyamıyor ve omuzlarına alıyor. Sahilde yürüken bir çok baba bu şekilde çocuğunu taşıyor, görünce gülümsüyoruz:) Hotele varınca deliksiz bir uyku bekliyor hepimizi ve gerçekten de kıpırdamadan sabaha kadar uyuyoruz yorgunluktan.


Bir sonraki yazıda Corfu'daki koyları ve plajları keşfe çıkıyoruz. Kaçırmayın.

4 yorum :

zehra gencoglu dedi ki...

Ada,resimler, manzara ve özellikle duyguların ifadesi anlatıştaki uslüp beni çok etkiledi.Sonraki bölümü sabırsızlıkla bekliyorum.SEVGİLER...

GÜLENGÖRÜCÜ HOBİDÜNYASI dedi ki...

harıka bır manzara ve guzel bır tatıl sanırım ıyı gezmelerrr

travaller dedi ki...

koy ve plaj yazınızı heyecanla bekliyorum. 2 haftaya biz de oradayız:)

Anita dedi ki...

These pics are so attractive,your blog is really amazing!Can't wait for your new post!